SİNEMA: PRIDE

PRIDE

“Demokrasi bir tramvay gibidir,” demişti çok sevdiğimiz bir meşhur zat, “Hedefine varana kadar binersin, sonra inersin.”

O tramvaydaki bazı yolcular hedeflerine çoktan varmış olmalı; zira o tramvay birkaç yıl önce raydan çıktı, sonra da çekildiği hurdacıda çürümeye terkedildi.

Ama bazı yolcular vardı ki, o tramvaya hiç binemediler bile. Bu ülkedeki bitmek bilmeyen insan hakları, adalet ve eşitlik kavgasında herkes kendi aracını sürdü… Yarışı “o tramvaydakiler” kazandı; “demokrasi” onların oldu. Diğerleri yolda kaldı.

2014 yapımı İngiliz filmi Pride, hakkını arayan herkesin aynı araçta yolculuk etmesi gerektiğini, son derece tatlı bir dille anlatıyor.

Thatcher hükümeti, 1984 yılında kamu mülkiyetindeki maden ocaklarının kademeli olarak kapatılmasına yönelik planı açıkladığında, sayıları 180.000’i bulan sendika üyesi madencilerin büyük kısmı greve gitmişti. Düzenlenen gösteri yürüyüşlerinde binlerce polis ve işçi karşı karşıya gelmiş, ölen ve yaralananlar olmuştu.

Pride, bu tarihi olayı az bilinen bir bakış açısıyla anlatıyor. LGBT aktivisti Mark Ashton (The Book Thief’ten hatırlayabileceğiniz Ben Schnetzer) önderliğindeki ufak bir ekip, maaşı kesilen madenci aileleri için bağış toplamaya başlıyor. Mantık basit: Thatcher hükümetiyle, polisle, muhafazakar tabloid zihniyetiyle mücadele eden her kimse, bir arada durmalı.

Toplanan bağışların Galler’deki küçük bir madenci kasabasına ulaşmasıyla başlayan süreç, birbirinden çok farklı, ama ikisi de adalet peşinde koşan bu grupları bir araya getiriyor ve önyargılar, homofobi ve dayanışma üzerine, samimi bir hikâye izliyoruz.

Abartılı duygusal veya komik derecede yapmacık anlara rağmen, ki bu anlar hiç de az değil, “samimi” kelimesini içim rahat kullanıyorum; çünkü en zorlama diyeceğiniz sahne bile, o karakterlerin, o kültürün, o dönemin doğal bir uzantısı gibi hissediliyor. Altı kalın kalemle çizili bir mesaj veriyor olsa dahi, bu mesajı çok kolay yutuyorsunuz – çünkü belki de sadece inanmak istiyorsunuz. Tüm emekçilerin, tüm azınlıkların, tüm cinsel kimliklerin – bir araya gelseler – bir fark yaratabileceklerine inanmak istiyorsunuz.

1984 İngiltere’si ile 2015 Türkiye’si arasında bir paralel kurmak mümkün mü acaba? Gezi eylemlerindeki LGBT varlığının yadsınamaz ölçüde olduğunu, ve hemen ertesinde düzenlenen 2013 İstanbul Onur Yürüyüşü’nün rekor katılıma ulaştığını hatırlıyoruz.

Demokrasi kavgasının tek cephede savaşılacağını, bir haksızlıkla mücadele ederken öbür haksızlığa susmamak gerektiğini öğretmek için Pride filmi lazım olmasaydı keşke.

10 üzerinden 7,5

Reklamlar

2 responses to “SİNEMA: PRIDE

  1. Geri bildirim: SİNEMA: SELMA | Anlayan Adam.·

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s